Köprülü Kanyon 2. Gün Perşembe, 28.01.2010, 22:02 (GMT+3)
Çarşamba gününü raftinge ayırmıştım. Sabah kalktım arkadaşlar rutin günlük işleri ile meşgul oldular. Ben bir önceki günün yorgunluğuyla saat 10.00'a kadar uyumuşum. Kahvaltımızı yaptıktan sonra çevreye doğru gezintiye çıktım. Yaşarlar önce gelen Alman turist kafilesi ile ilgilendiler.
Saat 15.00 doğru kafile gidince botumuzu kamyonetin arkasına attık ve çıkış noktasına doğru yola çıktık. Yazın burada rafting yapmak için bir şort yetiyor. Ama kışın durum farklı, bu nedenle balık adam kıyafetlerini üzerimize çektik. Çevredekilerin bakışı bir garip. Hani yazın hergün binlerce insanı rafting botu üzerinde görmeye alışkınlar ama kışın onlarda garipsiyor. Hele de havanın bu kadar soğuk olduğu günlerde...
Ama biz kararlıyız, kıyafetlerimizde tamam, kafamızda tamam, iş sadece soğuk suya dayanmaya kaldı. Onunda neyi var. Zaten ne kadar soğuk olabilir ki. Kameraman arkadaş hareket noktasının başına geçince botu akıntıya doğru bırakıyoruz. Aman Allahım ne hız, su o kadar güçlü ki, neredeyse hiç kürek çekmiyoruz. Sadece bota yön vermek için arada bir küreklere asılmak yetiyor.
Dedik ya tek sorun suyun soğuk olması. 15. dakikadan sonra bu sorun bize kendisini hisssettirmeye başladı. Neredeyse her akıntıya girdiğimizde ıslandığımız için artık soğugu daha iyi hissediyoruz. Ama yılmak yok, bizi hiç bir şey durduramaz. Su seviyesinin yüksek olması ve akıntının çok güçlü olması nedeniyle hiç yorulmuyoruz. Sadece ısınmak ve bota yön vermek için küreklere asılıyoruz.
Bu arada yolu yarıladığımız zaman bir gerçeği fark ediyoruz. "CANYELEKLERİ" Biz rafting heyecanından can yeleklerini almayı unutmuşuz. Ve akıntının çok güçlü olduğu bir yere botumuz yan olarak sürüklenmeye başladığında kaptanımız Yaşar'ın haykırışları. "Canyeleklerini almamışız, bot devrilmesin, küreklere asılın, botu düzeltmemiz lazım." Ama iş işten geçmişti, Köprüçay'a "Pardon nehir kardeş biz bir koşu yeleklerimizi alıp gelelim." diyecek halimiz yoktu. Desekte zaten bizi anlamazdı. Ama şükürler olsunki o akıntının olduğu yerde de botu devirmeden geçirmeyi başardık.
Ben Yaşar'ı yıllardır tanırım. Onlarca defa onunla raftinge çıktım, ilk defa yüzünde o korku dolu bakışı görmüştüm. Oradan sıyrılınca soruyorum, "- Ne oldu neden o kadar heyecanlandın." Cevap "- Eğer orada bot devrilse, akıntı bizi sürükleyip götürse kurtuluruz ama orada rapid var olduğu yerde çevrip durur." Bu da hapı yuttuğumuz anlamına gelir herhalde deyip gülüşüyoruz.
Artık soğuğuda iyice hissetmeye başlıyoruz. Küreği bile zor tutar hale geldik. Soruyoruz ne kadar yolumuz var, cevap geliyor 600 metre. Gülümsüyorum çünkü bu Yaşar'ın klasik cevabı. Herhalde bir 3-4 km daha yolumuz var diye düşünüyorum.
En sonunda sağ salim botumuzu kenara çıkartıyoruz. Normal zamanda 3 saat süren yolculuk, güçlü akıntı nedeniyle 45 dakikada tamamlanmıştı. Hemen araça koşuyoruz. Şöföre de bağırmayı ihmal etmiyoruz "- Abi klimaya iki odun at ne olur :)"
Varıyoruz mekanımıza, soğuktan titrer bir halde. Hemen odun sobasının başına üşüşüyoruz. Aman baba şu odunları atın sobaya, doruyoruz diye. Eee kış günü rafting sevdasının sonu bu olsa gerek. Üşüdük belkide bir kaç saat buzumuz çözülmeyecek ama değdi doğrusu. Keşke tekrar gelsem buralara bu kış çıkmadan. Şu turu bir daha yapabilsek hani :)))
Bu arada yağmurda başlıyor. Hem de şakır şakır. Biz sobanın başındayız. Dışarıdaki yağmurda soğukta umrumuzda değil. Muhabbet gecenin ilerleyen saatlerinde daha da koyulaşıyor. Çaylar kahveler gelip gidiyor. Yağmurun şiddetinde bir azalma yok. Yarında Kövez Köyü çevresindeki büyük kanyona doğru yürüyeceğim. Umarım yağmur durur. Hoş durmasada benim durmaya niyetim yok ya, neyse haydi hayırlısı...
Köprüçayı
Mangal yanmaya başladı...
Asma yaprağına balıklar sarıldı...
Balığın içine defne yaprağı ve sarımsakta eklendi...
Izgara alabalık, birde sevebilsem nasıl yerdim kimbilir...
Balık tabakları hazır...
Balıklarda konuldu, servis hazır...
Raftingin başlama noktası...
Ekibimiz hazır... Benim dışımda Yaşar, Volkan ve Hasan...
Balıkadam kıyafetlerini de giydik...
Köprüçay deli deli akıyor...
Köprüçayın kenarında çok sayıda restoran yer alır.