Bakırköy Nüket Ercan Ticaret Meslek Lisesi ile 16.01.2010 Cumartesi günü Bursa Uludağ'a günübirlik bir gezi düzenledik.
Gece saat 01.00 sıralarında okulun önünden hareket ederek Topçular iskelesinden feribota bindik. Rahat bir feribot yolculuğundan sonra kendimizi Eskihisar'da bulduk. Planlarımıza göre sabah 06.00'da Bursa'da olacaktık ama yollar açık olunca hesaplar şaşmaya başladı. Hemen bir çorbacıya çekip 45 dakika çorba molası veriyoruz. Eeee vakti iyi değerlendirmek lazım.
Sabah 05.30 civarında Bursa merkeze indik. Öğrencilerin bir saat falan dinlenmelerini istedik ama nafile... Bizimkilerin hepsi döküldü otobüsten aşağıya. Havada şasımızdan çok güzel sabahın beşinde 7°C sıcaklık vardı.
Sabah çocuklar ortalıkta dolaşırken midesi bulanan çocuklar için eczane arıyoruz. Kısa bir koşturmadan sonra eczaneyi bulup ilacımızı alıyoruz. Sonra sıcak sıcak poğaça ve simitlerimizi fırından aldıktan sonra ver elini Uludağ diyoruz.
Yolda Uludağ eteklerindeki bulutları konuşuyoruz. Birazdan aracımız bu bulutlara ulaşınca artık sis olarak çevremizde yer alan olayı inceliyoruz. Uludağ'a çıkarken barometre, altimetre, termometre, higrometre ve anemometre kullanarak çeşitli ölçümler yapıyoruz. Bu ölçümlerle birlikte yükselti - sıcaklık ce yükselti - basınç değişimi üzerinde duruyoruz. Meltem rüzgarlarının oluşumundan bahsediyoruz. Yolda ağaçlar üzerinde gördüğümüz likenlerin havanın en temiz olduğu yerlerin göstergesi olduğunu anlatıyoruz.
E bu kadar konuşma yeter deyincede bir kar molası verriyoruz. Milli park alanı içinde yerde kar vardı. Öğrenciler kar topu oynayıp fotoğraf çektirdiler. Sonra ver elini oteller bölgesi...
Oteller bölgesine indiğimizde ilk önce teleferikle zirveye çıkıyoruz. Hava biraz soğuk gibi olsada, bazıları biraz teleferikten korksada neredeyse gurubun tamamı teleferiğe biniyor. Yukarısı gerçekten çok güzel. 2000 m yükseklik olmasına rağmen 3°C sıcaklık vardı. Gerideki ovalık alanı kaplayan bulutların fotoğrafını çekiyoruz. Nurgül, Yasemin, Lale Hanımlar ve Ahmet Bey öğrenciler ile bol bol fotoğraflar çektiriyor.
Sonra aşağıya iniyoruz. Teleferikle inen ekibimizi teleferikte fotoğraflıyoruz. Sonra kayak faslı başlıyor. Ekibimiz Alp disiplini dalında hünerlerini sergilerken biz çay içmeyi tercih ediyoruz. Öğle vakti mangalımız yanmaya başlıyor. Sucuk ekmeklerimizi mideye indirdikten sonra sıra semaverde demlediğimiz çaya geliyor. Tabi bir Doğa Eğitimi klasiği olan köz ateşinde Türk Kahvesini unutmamak lazım.
Uludağ'dan aşağı inerken İnaltında bulunan 650 yaşındaki Uluçınarı unutmuyoruz. Öğrenciler çınar ağacının büyüklüğü karşısında şaşırıyorlar. Buradan ayrıldıktan sonra Tophane mevkiine geçerek bir saatlik serbest zaman veriyoruz. Burada Osman Gazi ve Orhan Gazi türbeleri ziyaret edildikten sonra seyir teraslarıdan Bursa'yı izledik.
Kozahan'dan ipekler ve tiftik ürünler alındıktan sonra İstanbul'a doğru yola koyuluyoruz. Söz verdiğimiz gibi gece 22.00 sıralarında öğrencilerimizi sağ salim ailelerine teslim etmenin mutluluğuyla bundan sonraki gezilerin hayalini kurmaya başlıyoruz.